burcu örlü.jpg

ZAMAN VE BENLİĞİM

Burcu ÖRLÜ

20.07.2020

     İnsan… Sadece insan. Duyguların var ettiği mantıkla derlenmiş insan. Her bir bedende var olan benlikler ve bu benliklerin sonsuz hikayeleri. Farklı dillerde, farklı renklerde varoluşun doğasına kapılmış çığlık atan hikayelerin sessiz kahramanları. 

    Her bedenin bir ruhu, her ruhun bir dünyası… Her dünyanın uçsuz bucaksız çıkışları ve kayboluşları. Umudun ansızın kapıyı çalmasına tebessüm eden güzel insanlık. Her insanlığın kendi içinde var ettiği iyilik ve kötülük. Sonsuz maratonda geçmiş ve geleceğin derlendiği zaman. Her zamanın koynuna aldığı; acıları, intikamları, pişmanlıkları, korkuları, coşkuları, tutkuları… Her ruhun bu kavramlarda kaybolduğu sessiz geceler. 

  Geçmiş…  Geleceğe yön vererek geçmeyen. Ruhun bedene her hükmedişinde geçmişini anımsadığı dakikaları susarak gizleyen aciz insanlar. Hatalara bahane bilinen kötü geçmişler. Bu bahaneleri görmezden gelecek kadar lanet körlük. Her bahane kadar suçlu vicdanlar. Her vicdan kadar güzel iyilikler. İyiliğin ve kötülüğün çelişkisinde kahrolan insan. Her daim karamsarlığa kendini hapseden insan. Çıkış yolu bulamayan, mantığıyla duygularını her gece savaştırdığı yorgun insan. 

    Belki de her insan iyiliği de kötülüğü de tercih edebilir. Ruhu kafese kapanan beden, iyiliğe körleşip, sadece nefes alıp vermenin hiçliğine koşmaktadır. Tükenen ve yeşermeye güç bulamayan umudun doğurduğu çaresiz günlere merhaba diyecektir. Her yeni gün bir tercihtir insana. Her tercih bir gelecektir aslında.

     Gelecek… Dünlerden gelen yarınlar. Her yarın dünün izini taşıyarak yaşar. Her bir iz yaşanmışlığın bedelini ödeyecektir. Olumlu bedellerin ruhları özgürdür. Olumsuz bedenlerin ruhları tutsak. Özgürlüğün ve tutsaklığın tercihi her yeni günde o bedenlere sunulmaktadır. Her insan kendi geleceğini geçmişinde yaşayarak öldürür.

 

   Mutluluğu arz ederek özgürlüğe koşan bedenler geçmişinden ders çıkararak izlerini hafifletmesini çok iyi bilirler. 

  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle
Ay Gazing
Happy Boy

      Tutsak bir ruh, acizliğine boyun eğerek başlar konuşmaya; 

‘’Öfkemin, hatalarımın sonucu oluştuğunun farkında olmak acı veriyor yüreğime. Bir kapalı kafeste çırpınıyor hayallerim. Kurtulup umuda koşmak istercesine hasretle bakıyor gökyüzüne.  Mantığımla duygularımın çeliştiği her gece kahroluyorum. Acının hazzını en üst doruklarda hissetmenin burukluğunu yaşıyorum. Dilimden dökülemeyen iki hece gözyaşlarımdan akan damla damla yaşlarla sonuçlanıyor. Duygularım, aptallığımla bütünleşerek tüm çıplaklığıyla duruyor karşımda. Vazgeçmiyor ve dinlemiyor mantığımı. Mantığım bir o kadar sessiz. Ve kıpırdamadan yenebiliyor duygularımı. Her kaybedişini şiddetli bir sızı ile hissettiğim duygularımı susturuyorum bu gecede. Ve hayatıma kaldığım yerden devam edecek olmamın suskunluğunu yaşıyorum. Anlatamadıklarım, unutamadıklarım, yüreğimi gizli gizli kemiren çaresizliklerim.  Ve hüznümü bastırarak bir köşede yeni doğacak günü bekliyorum isteksizce. Geçmişimin yaralarını yüreğime gömerek. Unutamadığım anılarımı yastığımın altına iterek. Özlemlerimi susturarak acı çekiyorum. Hatalarımı her gün anımsayıp kendimi cezalandırıyorum. Bu böyle gidecek diyerek bir engel daha koyuyorum umuduma. Sadece umarsızca bekliyorum.’’

     Özgürlüğü tercih eden bir ruh özgürlüğün umudu için başkaldırır çaresizliklere ve alır eline kalemini;

‘’Hatalarımı seviyorum. Her hatamın beni ayağa kaldırdığı gerçeğini anımsıyorum karşılaştığım zorluklarda. Güçlüyüm ve durmaksızın koşuyorum umuda. Geçmişimi özleyerek yaşamaktansa, özlemime el uzatıyorum. Özlemim beni yıpratıyorsa, geçmişteki hatalarımı anımsıyorum. Hatalarımın bedellerini tekrardan yaşayarak, acısını hissediyorum yüreğimde. Ve hatalarımın tekrarından kaçınıyorum. Hayallerimi yeşertiyorum her gece. Yeni güne sonsuz bir umutla uyanıyorum.  Her bir hayalim gerçekleşeceği umuduyla ilerliyor engel tanımadan. Elbette yoruluyorum. Elbette düşüyorum. Zorluklarla ulaşıyorum hayallerime. Umuduma zorluklarla can veriyorum. Fakat her başardığımda çektiğim zorlukların beni daha da güçlü kıldığını biliyorum. Gücüm benliğime can veriyor ve başarıya ulaştırıyorum arzularımı. Başarının ve gücün hazzını her gün doğan güneşle sonsuzca hissediyorum.’’

 

       Acizim. Ruhumu tutsak ederek acizleşiyorum. Özgürüm, umudum için ruhuma can veriyorum. Bir bedende çelişkilerin kesiştiği geceyi döküyorum kağıda. İnsanlığın iyiliği ve kötülüğü tercih ettiği zamanlar kadar ince bir çizgide ruhum. Zaman bu çelişkilerde sonsuz bir döngüde var edecek benliğimi. 

  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle
burcu örlü.jpg

KAVRANAMAYAN ZAMAN

Saat... Bilmem sabahın kaçı. Sabah mı? Öğlen olmuş. Seyretmişim boş duvarları, doyurmuşum karnımı kuru ekmekle. Atmışım kendimi bilmediğim sokaklara.

Şehrin insanlarını izlemişim. Yürümüşüm. Dalmışım gözyaşlarımla. Yanımdan geçen araçlardan ürkmüşüm. Yorulmuşum. Uyku yok gecelerdir. Atmışım kendimi bir ağacın gölgesine. Dayamışım sırtımı. Karıncalar gezmiş tenimde. Korkmuyorum artık alıp atmışım incitmeden. Neler oluyor? Bilmiyor muyum yaşadıklarımı? Hayır biliyorum. Zamanın bir rüya gibi geçtiğini de biliyorum. Bildiklerimi yazıyorum. Yaşamışım bu geceyi. Yaşamışım sabaha uzanan saatleri.

Mahallenin sokaklarında kahvaltısını yapmış oyuna çıkmış hayat dolu çocuklar.

Anlık da olsa güldürmüşler beni. Amcalar dükkanlarını açmış, teyzeler evlerinin camlarını. Kimisi aralamış perdesini, süzdürmüş gözlerini gelene geçene. Deli dercesine bakmışlar bana. Saçlarım dağınık, gözlerim denizde süzülen tekne gibi.

Geçmişim boş sokaklardan. Aileler görmüşüm. Mutlu kahvaltılarda aileler. Özenmişim çatal seslerine. Sıcak çaylara özenmişim. Bir ekmek dilenir gibi huzur dilenmişim seyrimle.

 

Seyretmek huzur verir mi?

Bazen evet. Mutluluk bir anlık da olsa bulaşıcıdır. İnsanız.

Dostlarım aramış tesadüf bu ya. Haber mi uçurdu yoksa kuşlar? Kahvaltılarını yapmışlar, keyif çaylarını yudumlarken gelmişim akıllarına. Ağlamışım can dostuma. Üzmüş müyümdür onu?

 

Kaldırmışım kafamı kağıdımdan. Solumda kalan parkta sallanan bir çocuk. Babası gülümseyerek izliyor onu. Sahi babam ne yapıyordur acaba. Biliyor mudur? Umut dolu kızının umutsuz kaldığını. Hayalperest kızının tükenen hayallerini.

Peki ya annem? Ağlardı muhtemelen.

Yıllarca kandırmışım sevdiklerimi. Ben aslında umutsuzluğumu gizlemişim umutlarımın ardına. Güneşli, güzel günlerin uzakta olduğunu bile bile.

Oysa yaşım 21. Oysa ömrümün baharı.

Bir sigara yakmışım. Koyulmuşum geldiğim yolları bulmaya. 

Derken bir teyze çıkmış camına. Bakmış gözlerime, gülümsemiş bana. Tutamamışım kendimi, iki damla akmış yanaklarımdan.

Umuda hasret gülümsemelerle dalmışım yine kavranamayan zamana...

Saat... Bilmem sabahın kaçı. Sabah mı? Öğlen olmuş. Seyretmişim boş duvarları, doyurmuşum karnımı kuru ekmekle. Atmışım kendimi bilmediğim sokaklara.

Şehrin insanlarını izlemişim. Yürümüşüm. Dalmışım gözyaşlarımla. Yanımdan geçen araçlardan ürkmüşüm. Yorulmuşum. Uyku yok gecelerdir. Atmışım kendimi bir ağacın gölgesine. Dayamışım sırtımı. Karıncalar gezmiş tenimde. Korkmuyorum artık alıp atmışım incitmeden. Neler oluyor? Bilmiyor muyum yaşadıklarımı? Hayır biliyorum. Zamanın bir rüya gibi geçtiğini de biliyorum. Bildiklerimi yazıyorum. Yaşamışım bu geceyi. Yaşamışım sabaha uzanan saatleri.

Mahallenin sokaklarında kahvaltısını yapmış oyuna çıkmış hayat dolu çocuklar.

Anlık da olsa güldürmüşler beni. Amcalar dükkanlarını açmış, teyzeler evlerinin camlarını. Kimisi aralamış perdesini, süzdürmüş gözlerini gelene geçene. Deli dercesine bakmışlar bana. Saçlarım dağınık, gözlerim denizde süzülen tekne gibi.

Geçmişim boş sokaklardan. Aileler görmüşüm. Mutlu kahvaltılarda aileler. Özenmişim çatal seslerine. Sıcak çaylara özenmişim. Bir ekmek dilenir gibi huzur dilenmişim seyrimle.

 

Seyretmek huzur verir mi?

Bazen evet. Mutluluk bir anlık da olsa bulaşıcıdır. İnsanız.

Dostlarım aramış tesadüf bu ya. Haber mi uçurdu yoksa kuşlar? Kahvaltılarını yapmışlar, keyif çaylarını yudumlarken gelmişim akıllarına. Ağlamışım can dostuma. Üzmüş müyümdür onu?

 

Kaldırmışım kafamı kağıdımdan. Solumda kalan parkta sallanan bir çocuk. Babası gülümseyerek izliyor onu. Sahi babam ne yapıyordur acaba. Biliyor mudur? Umut dolu kızının umutsuz kaldığını. Hayalperest kızının tükenen hayallerini.

Peki ya annem? Ağlardı muhtemelen.

Yıllarca kandırmışım sevdiklerimi. Ben aslında umutsuzluğumu gizlemişim umutlarımın ardına. Güneşli, güzel günlerin uzakta olduğunu bile bile.

Oysa yaşım 21. Oysa ömrümün baharı.

Bir sigara yakmışım. Koyulmuşum geldiğim yolları bulmaya. 

Derken bir teyze çıkmış camına. Bakmış gözlerime, gülümsemiş bana. Tutamamışım kendimi, iki damla akmış yanaklarımdan.

Umuda hasret gülümsemelerle dalmışım yine kavranamayan zamana...

  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle
salıncak Zaman
salıncak Zaman
  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle
  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle