MASKELİ BİR SABAH
Şehrin sıkıntıları bir deniz gibi köpürüyor, iltihap kapmış bir yarayı üfler gibi acıyla geçiyor zaman.
Ah şehirli insan ve modern zaman…
Gökyüzünün maviliğini hasretle arzulamak senin neyine?
Işıldayan caddelerde gölgelere karışmak artık varlığını tatmin etmiyor mu? Peki, şimdi kim kaldıracak bu maskeli balonun intihar mektuplarını?
Kırmızı ışıkta bekliyoruz. Gökyüzü hâlâ karanlık ve ayaz, sabahı boğmak üzere.
Kalabalık birbirine çok yakın ama kimse temas etmiyor.
Birden, sıkıca kavradığım şiir kitabının kapağına değiyor elim. Duygulara temas ediyorum.
Havanın ne kadar soğuk olduğunu ve şairlerin âşıklara deli olduğunu fark ediyorum. Bir adam telefonda “Her şey yolunda.” diyor, gözleri başka bir yeri anlatıyor. Bir çocuk, bir eliyle annesini tutuyor, diğer eliyle beresini.
Annesine bir şey soracak gibi oluyor.
Ama Annesinin gözü telefonda, aklı akıp giden ekranda.
Çocuk vazgeçiyor.
Beresini bir hışımla çıkarıp trafiğin ortasına atıyor.
Yerde üzerine basılmış bir çiçek ve bir bere var.
Rüzgârla biraz sürükleniyorlar.
Kimse eğilip almıyor.
Çünkü eğilmek burada durmak demek.
Durmak, gerçeğin karşısında çıplak kalma cesaretini gerektiriyor.
Kimse cesaret etmiyor.
Çocuk da Annesi de “Her şey yolunda.” diyen adam da.
Ama ben bu kez kalıp eğilmeyi deniyorum; bir elimde çocuğun beresi, diğer elimde bir çiçek.
Gösteri bitti.
Toplayın delilleri, katilleri ve âşıkları öven şu deli şairleri. Avuçlarımda bir bere, elimde solmayan bir çiçek.
Yeşil yandı.
Kalabalık yürüdü.
Ben kaldım.
Yayına Hazırlayan: Süheyla Çağlar


