Diren

Diren Şimşek

Korkma, Keyifle Oku

    Zamanın ötesinde bir zaman, mekânın ötesinde bir mekâna doğru insanı alabildiğine özgürleştiren, yüreği, ruhu güzelleştiren, eviren, eğiten, kalabalığına usulcacık karıştığımız, hayal dünyamızda kurduğumuz sokakları yine aynı imbikten süzülen karakterlerle adımladığımız, düşüyle, gerçeğiyle yeryüzünün bin bir hikâyesine ortak olduğumuz; velhasıl insan eliyle sınırlar çizdiğimiz dünyaya sözcüklerin sınırsızlığıyla meydan okuduğumuz bir uzun yolculuktur okumak. Şüphesiz, bu uzun yolculuğun bir evresinde pek çoğumuzun bir türlü cesaret edemediği, ön yargıyla yaklaştığı kitapların başında klasikler geliyor. Peki neden bu kadar çekiniyoruz? Asır farkı mı gözümüzü korkutan yoksa bu denli kültleşmiş olmaları mı bizde algılayamayacağımız izlenimini bırakan? Belki bir şekilde sıkıcı olduğu kanısına varmışızdır ya da yanlış zamanda yanlış kitaba yolumuz düşmüş ve şevkimiz kırılmıştır kim bilir? Öyle veya böyle hangi nedenden ötürü olursa olsun, ön yargılardan oluşturduğunuz duvarları yıkmak, cesarete ihtiyacınız varsa bir parça cesaret vermek ve en az çağdaş edebiyat içinde keyifle okuduğunuz o güzel kitaplar kadar klasiklerden de keyif alabileceğinizi, gözünüzü korkutacak denli ürkütücü, sıkıcı, derin ve anlaşılmaz olmadıklarını gösterebilmek adına dünya klasiklerine başlamak için harika birer tercih olabileceğini düşündüğüm on kitaptan oluşan –naçizane- bir seçki hazırladım. Haydi gelin seçtiğim kitaplara daha yakından göz atalım!

  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle
20200417_140131-02.jpeg
20200417_141343-01.jpeg

Lev Nikolayeviç Tolstoy – İnsan Neyle Yaşar?

   Tolstoy’un kaleminden kirlenen dünyada iyiliği, güzelliği ve pek çok kez unutulmaya yüz tutan insani yönlerimizi bize hatırlatan altı öykülük bu nefis eser, her bir öyküden çıkarılması gereken derslerle bir anlamda ‘kıssadan hisse’ ifadesinin somut bir örneğini oluştururken, hayat içinde kapılıp gittiğimiz hırslarımızdan, doymak bilmez arzularımızdan, kimi zaman düşmanlıklarımızdan, inatlarımızdan; velhasıl sıyırıp bir kenara attığımız insanlığımızdan dem vurarak “insan neyle yaşar?” sorusunu soruyor. Nefretin, art niyetin, aç gözlülüğün karşısına sevgiyi, iyi niyeti, güzelliği koyarken okurunu düşünmeye itiyor. Alabildiğine sade bir dille kaleme alınmış bu kıymetli eser, dünya klasiklerine başlamak için kesinlikle harika bir tercih.

20200418_135426.jpg

Johann Wolfgang Goethe – Genç Werther’in Acıları

     Yaşanmışlıklar vardır; hayatın içinden geçer insanın yüreğine dokunur, insanın içinden geçer kaleme dokunur. Velhasıl kimi zaman dönüp dolaşıp mürekkebe karışarak kağıda satır satır dökülür ya hani? İşte Goethe’nin yazarlığının önemli kilometre taşlarından biri olan Genç Werther’in Acıları böylesi eserlerden biri. Yazarın 1774 yılında, henüz 25 yaşındayken kaleme aldığı ve yazıldığı döneme damgasını vuran bu değerli eserin ilham kaynağı gerçek yaşamın ta kendisi. Goethe’nin nişanlı bir kadına duyduğu imkânsız aşk ile evli bir kadına aşık olup intihar eden arkadaşı Kurt Wilhelm’in hikayesinden izler taşıyan bu değerli klasik salt imkansız aşkı, umutsuzluğu, karamsarlığı değil, aynı zamanda geri planda dönemin eleştirisinden ahlaki sorgulamasına, şehir yaşamından kaçıp doğaya sığınma ihtiyacına değin coşkunca akan duyguları karakterin iç dünyasına araladığı pencereden okura sunuyor. Yalın dili ve içine sığdırdığı yoğun duygularıyla bu güzel eser, dünya klasikleri yolculuğunuzun başlangıç noktalarından biri olmak için ideal bir tercih.

20200418_135325.jpg

John Steinbeck – Fareler ve İnsan

     Eserlerinde insanlar arası ilişkilerden bireyin toplumla olduğu kadar doğayla olan ilişkisini de alabildiğine duyarlı, gerçekçi ve başarılı bir şekilde kaleme alan, yüreğini de kalemini de topluma dayayan muazzam yazarlardan biridir John Steinbeck. Şüphesiz ondan söz açınca akıllara gelen ilk eserlerinden biri de gerek dünya klasikleri, gerekse Milli Eğitim Bakanlığı’nın 100 temel eser listesine giren Fareler ve İnsanlar’dır. Birbirine zıt iki mevsimlik tarım işçisi George ve Lennie’nin kendilerine yetecek, kendilerini ait hissedecekleri ya da diğer bir değişle başkaları için değil kendileri için ekip biçecekleri, insanca bir yaşam sürebilecekleri küçük bir toprağa sahip olma çabalarına ortak olacağınız bu güzel eserde, dostluk duygusuyla sıcacık sarılıp sarmalanırken insan-doğa-toplum ilişkisini irdeleyeceksiniz. Alabildiğine sade bir dille kaleme alınmış bu güzel eser, dünya klasikleri yolculuğunuzda yüreğinizin en güzel köşesine taht kurmaya aday.

20200418_135610.jpg

William Shakespeare – Macbeth

   Hırslarıyla, arzularıyla, kıskançlıklarıyla, çıkarcılığıyla, zekâsıyla, sevgisiyle, nefretiyle; velhasıl insanı düşünebileceğiniz her yönüyle canlı ve çarpıcı bir biçimde kaleme alabilen, insani durumları eserlerine ustalıkla aktarabilen ve aradan geçen asırlara rağmen her çağın yazarı olabilen özel kalemlerden biridir Shakespeare. Onun herhangi bir eserine konuk olup o büyüleyici şiirsel üslubunu tattıktan sonra kalemine hayran olmaktan, külliyatını doyasıya yüreğinize çekme isteğinden kendinizi alamıyorsunuz. İşte bu nedenlerledir ki dünya klasikleri yolculuğunuzda mutlaka yüreğinizin heybesinde bir Shakespeare kitabı bulundurmalısınız. Benim hem yazarın kalemiyle tanışma hem de klasik eserlere başlama adına size tavsiyem Macbeth olacak. Beş perdelik bu nefis tragedya iktidar yolunda denetlenemeyen, dizginlenemeyen bir hırsın birey üzerindeki çarpıcı dönüşümünü vicdan azabıyla başlayıp iktidarının devamlılığı uğruna katletmekten geri durmayacak kadar içselleştirilmiş bir kötülüğe değin evrilişini dünü, bugünü ve yarınıyla gözler önüne seriyor.

20200418_135254.jpg

Sophokles – Kral Oidipus

    Tragedyadan söz açmışken Yunan tragedyasının tam anlamıyla yerleştiği bir dönemde tiyatro tekniğini geliştirerek kendisini dönemin yazarlarından birkaç adım ileriye taşımış, en önemli yazarlarından biri olan Sophokles’in incecik ama içine sığdırdıklarıyla devleşen eseri Kral Oidipus ile tavsiyelere devam edebiliriz. Sophekles, Thebaili Kral Laios’un eşi Iokaste’den doğacak oğlunun babasını öldüreceği ve yerine geçerek annesiyle birlikte olacağı kehaneti üzerinde şekillenen bu çarpıcı eserinde, kaderin değişmezliği, Tanrılar karşısında bireyin çaresizliğine vurgu yapıyor. Sadece yazıldığı dönemin değil, her çağın eseri olabilecek bu nefis kitabı bir solukta yüreğinize çekecek fakat etkisinden bir süre çıkamayacaksınız.

20200418_135310.jpg

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski – Beyaz Geceler & Kumarbaz

    Elbette, klasik eserlerin yer aldığı tavsiye listesine Rus edebiyatının hatta bir adım daha ileriye taşıyıp dünya edebiyatının büyük ustalarından biri olan Dostoyevski’den tavsiyeler iliştirmeden olmaz. Şüphesiz klasikler söz konusu olduğunda akıllara gelen ilk yazarlardan biridir Dostoyevski ve belki de haklı nedenlerden ötürü en çekinilenlerinden de biri. Fakat size önereceğim iki eserle yazarın kalemine şahane başlangıçlar yapabilir ve tüm çekincelerinizden sıyrılabilirsiniz. İlk tavsiyem öykü türündeki Beyaz Geceler olacak. Farklı yayınlarda tek uzun öykü olarak alıp okuyabileceğiniz gibi İş Bankası Kültür Yayınları’ndan tercih ettiğiniz takdirde Beyaz Geceler öyküsünün beraberinde 1848 yılında yazdığı dört diğer öyküden oluşan daha uzun bir derleme ile eserin tadını çıkarabilirsiniz. Her biri birbirinden güzel bu beş öykülük eser, Dostoyevski’nin kalemiyle tanışmak için ufak ve keyifli bir başlangıç olacaktır. Yazardan bir diğer tavsiyem ise Kumarbaz. Saplantı derecesinde kumar tutkusu ve beraberinde tutkulu bir aşkın yalın fakat bir o kadar çarpıcı bir biçimde işlendiği, 25 günlük kısa bir sürede kaleme alınan ve Dostoyevski’nin kendisinden izler taşıyan bu nefis eser hem yazarın külliyatında hem de dünya klasikleri yolculuğunuzda yerinde ve tadında bir tercih olacaktır.

20200418_135340.jpg
20200418_135411.jpg

Charles Dickens – Büyük Umutlar

    Herkesin kitaplar konusunda en’leri varsa benim için de klasik eserler arasında tartışılmaz o ‘EN’lerden biridir Büyük Umutlar. Dolu dolu kurgusuyla 1800’lü yılların İngiltere’sinde yoksul bir kasabadan kente doğru macera dolu, gizemli bir yolculuğa çıkacağınız bu nefis eserde, minik Pip’in büyüyüşüne tanık olurken bir yandan da emekçilerin yaşam koşullarını irdeleyecek, derin bir gözlemle suç ve suçlular dünyasını karışarak polisiyeyi de tadacaksınız.

20200418_135356.jpg

İvan Aleksandroviç Gonçaov – Oblomov

   “619 sayfalık kalın ve üstelik klasik bir kitabın bu listede ne işi olabilir?” dediğinizi duyar gibiyim. Evet, ilk etapta biraz(!) ürkütücü göründüğünü kabul ediyorum ancak, inanın bana Oblomov’u tanıdıktan sonra fikriniz tamamen değişecek. Zira kendisi dünyanın en enteresan ve bir o kadar da kendi çorabını dahi başkasına giydirtecek, hatta imkânı olsa benim yerime nefes al diyecek kadar en tembel karakteri olabilir. Sanırım şu andan itibaren kitaba dair olan ön yargınızı bir parça kırıp dikkatinizi çekmeyi başardım, öyle değil mi? Dünya edebiyatının gelmiş geçmiş belki de en trajikomik karakterine satırlarıyla hayat verip adıyla özdeşleşen bir insanlık durumu (Oblomovluk) yaratan Gonçarov, bu nefis eserinde Oblomov üzerinden Rus toplumuna sağlam bir eleştiri getirirken kökü daha derinlere inen pek çok noktayı irdelemeyi de ihmal etmiyor. Alt metni verdiği mesajlar nedeniyle biraz yoğun olmasına karşın, akıcı diliyle elinizde su gibi akıp giderken asla ayrılmak istemeyeceğiniz, ana karakterini seveceğiniz, yeri geldiğinde kızacağınız, onun için üzüleceğiniz ya da türlü hallerine gülümseyeceğiniz ama çokça benimseyeceğiniz bu nefis kitap, hem kalın kitaplara hem de klasiklere olan ön yargılarınızı kırmak için şahane bir tercih olacaktır.

20200418_135442.jpg

Jane Austen – Gurur ve Önyargı

   Gurur ve Önyargı ya da zaman zaman denk geldiğimiz, dilimize kazandırılmış diğer adıyla Aşk ve Gurur, klasik eserlere başlamak isteyen okurlar için kurgusuyla, yalın diliyle biçilmiş bir kaftan diyebilirim. 1813 yılında yayımlanan bu kült eser, aradan geçen yüzyıllara rağmen, dün, bugün ve daima okurların yüreğinde yer edinecek bir eser olarak geçen zamana inat tüm çağlara meydan okuyor. Bennett ailesine konuk olacağınız bu güzel eserde, hayattaki tek amacı kızlarını zengin, nüfuzlu adamlarla evlendirmek olan Mrs. Bennet’ın, yaşadıkları yerin yakınlarındaki bir malikaneye genç ve zengin Charles Bringly’in taşınması sonrasında harekete geçmesiyle başlayan hikâye, esas itibariyle kitabımızda aşk ya da ön yargıyı sembolize eden Elizabeth Bennett ile gururu sembolize eden genç ve yakışıklı Mr. Darcy’nin etrafında şekillenirken aile ilişkileri, önyargılar, gurur ve aşk yeniden irdeleniyor.

20200418_135454.jpg
  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle

26.04.2020

© 2023 by HEAD OF THE CLASS.

PR / T 123.456.7890 / F 123.456.7899 / info@mysite.com