top of page
öznur biçer.jpg

Öznur BİÇER

28.08.2021

ACIMAK!

resat-nuri-guntekin-in-63-olum-yil-donumu-resat-12694753_301_amp.jpg
0000000052555-1.jpg
  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle

    Herkese merhaba. Bugün sizlerle 1928 yılında yayımlanmış öÄŸretmen Zehra Hanım’ın hikayesini inceleyeceÄŸiz. Öncelikle kitabın isminin neden “Acımak” olduÄŸunu konuÅŸalım. Acıma duygusunu ÅŸöyle tanımlıyor uzmanlar, “BaÅŸka bir kimsenin veya canlının mutsuzluÄŸuna karşı duyulan üzüntü veya merhamet.” Zehra ÖÄŸretmen gittiÄŸi köyde yardımsever, bilgili, saygılı; tam bir örnek insan olarak biliniyor. Ancak tek bir kötü özelliÄŸi var ki o da acıma duygusunun olmaması. ÖrneÄŸin sürekli geç kalan çocuÄŸu -ki bu çocuk kardeÅŸlerine bakıp kahvaltı hazırlayıp hayvanlara baktıktan sonra anca okula gidebiliyor- sınıfa almıyor. Bu ve bunun gibi olaylarla ReÅŸat Nuri bizlere Zehra Hanım’ın nasıl bir insan olduÄŸunu açık bir ÅŸekilde anlatıyor. Bu kitabın isminin öyküsüydü, ÅŸimdi gelelim kendisine. 


   Kitabı okurken ilk gözümüze çarpan ÅŸey “kelimeler” oluyor. Oldukça fazla eski kelime var, aslında birçoÄŸunu hâlâ kullanıyoruz, kalanlarının anlamlarına ise sayfanın en altından bakabiliyoruz. Bu durum okuma hızımızı ve odaklanmamızı zorlaÅŸtırsa da yeni kelimeler öÄŸrenebilmek için bir fırsat olabilir. 


     Romandaki karakterleri anmadan ne söylesek eksik kalacak. Zehra Hanım öÄŸrencileri için canla baÅŸla uÄŸraÅŸan, gerektiÄŸinde okulu tamir eden, boya badana yapan, gerektiÄŸinde okuma yazma bilmeyen kadınlara ders veren, koca yürekli bir öÄŸretmen. Ancak biraz önce anlattığım gibi acıma duygusunun olmaması gibi bir eksikliÄŸi var. Yıllarca babasını canavar gibi görmüÅŸ, ona karşı asla sevgi beslememiÅŸtir çünkü babası sarhoÅŸ, ailesine eziyet eden bir adamdır. Zehra Hanım'ın bu kırgınlığına sonuna kadar hak veriyorum. Sonuçta hiçbir çocuk sevgi görmediÄŸi ebeveynini sevmez, sevemez. Ancak kitabı okudukça hiçbir ÅŸeyin göründüÄŸü gibi -ya da Zehra Hanım’ın gördüÄŸü gibi- olmadığını çok net bir ÅŸekilde görebiliyoruz. Zehra Hanım sadece kendi çerçevesinden gördükleriyle yorumluyor her ÅŸeyi, hepimizin yaptığı gibi. Hani bazen deriz ya gözlerime mi inanayım sana mı, diye iÅŸte olay tam olarak bu aslında. Bazen gözlerimiz de yanılabiliyor. Ön yargı dediÄŸimiz ÅŸey çok büyük yanlışlara sebebiyet verebiliyor.  

20210828_171657-min.jpg

     Kendi hâlinde bir devlet görevlisi olan MürÅŸit Bey’in bu özelliÄŸi eÅŸine ne yazık ki yetmemekte; arkadaÅŸlarının gezip tozduÄŸundan, lüks hayatlar yaÅŸadıklarından, kendilerinin ise fakir olmaları nedeniyle sürünmelerinden dertlenip durmaktadır. MürÅŸit Bey'in evlendikten sonraki hâli bana Åžener Åžen'in “Namuslu” filmini hatırlattı açıkçası. Åžu alıntıyı okuduÄŸunuzda beni daha iyi anlayacaksınız eminim. 


Namuslu bir adam oldun da eline ne geçti. Sanki baÅŸkaları gibi çalıp çırpaydın da bizim de elimizde beÅŸ on para paramız olurdu. Böyle sıkıntı çekmezdik.


  Kitapta günden güne yozlaşıp ahlaksızlaÅŸan, para için her ÅŸeyi yapabilecek insanların nelere yol açtığını okuyoruz aslında. Bir insan düÅŸünün ki idealleri için çabalıyor, namusuyla çalışıyor, iÅŸinden ve namusundan daha önemli bir ÅŸeyin olmadığını düÅŸünüyor. Peki böyle bir adam nasıl olur da bir süre sonra suçlu birine dönüÅŸebilir? Sanırım ben buna fazla iyi niyet ve yanlış insanlarla yapılan yanlış seçimlerin neden olduÄŸunu söyleyeceÄŸim. YozlaÅŸmış bir toplumda namusuyla ayakta kalmaya çalışan ama garipsenen, dışlanan biri ne kadar güçlü bir ÅŸekilde durabilir ki?  Karısını sevdiÄŸi için onu rahat ettirmeye çalışmış ancak baÅŸarılı olamamıştır. Bütün bunlar bir araya geldiÄŸinde MürÅŸit Bey’i daha iyi anlıyoruz. Peki suçlu burada kim? Herkes gibi güzel ve varlıklı bir yaÅŸam sürmek isteyen Meveddet Hanım mı, yoksa memur maaşıyla karısını mutlu etmeye çalışan MürÅŸit Bey mi? 


  Burada sade bir okur olarak Meveddet Hanım’ı desteklemeyeceÄŸim çünkü bana göre sevdikten sonra çoÄŸu ÅŸeyin bir önemi olmamalı. İstanbul’da aşırı lüks bir yaÅŸam istemek yerine elindekinin deÄŸerini bilip küçük bir köyde ailece mutlu yaÅŸamaya çalışsaydı eminim ki her ÅŸey çok farklı olacaktı. Hem kendisi mutlu olacak hem eÅŸini mutlu edecekti. Buna baÄŸlı olarak evlatları da mutlu bir ailede yetiÅŸeceÄŸi için hayata daha güzel bir pencereden bakacaklardı. 


  İşte bu yüzden bakış açımız ve isteklerimiz çok ama çok önemli. ÇoÄŸumuzun en büyük hatası elimizdekinin kıymetini bilmeyip kendi hayatımızı ve buna baÄŸlı olarak da çevremizdekilerin hayatını mahvetmek…


  Bu kitabı okuduktan sonra ön yargılarınızı bir kez daha gözden geçireceÄŸinize eminim. Kitapla, sevgiyle ve mutlulukla kalın...

  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle

© 2023 by HEAD OF THE CLASS.

PR / T 123.456.7890 / F 123.456.7899 / info@mysite.com

​

Hazırladığınız kitap incelemelerinizi, öykü-deneme türündeki yazılarınızı, edebiyat ve sanat odaklı dosya konularınızı romanoku.org@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

 

Tanıtım amaçlı kitap gönderimi ve reklamlarınız için de aynı kanallardan ulaÅŸabilirsiniz.

  • Instagram
  • X
  • Facebook
  • Youtube
bottom of page