top of page
ayşegül atılgan.jpg

CAHİT SITKI TARANCI

Otuz Beş Yaş Şairi

“Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.

Dante gibi ortasındayız ömrün

Delikanlı çağımızdaki cevher,

Yalvarmak yakarmak nafile bugün

Gözünün yaşına bakmadan gider .”

    Otuz Beş Yaş şairi olarak bilinen Tarancı, döneminin en çok okunan şairleri arasına girmiş, hiçbir akıma bağlı kalmadan kendine özgü şiirler kaleme almıştır.

 

   Tarancı’ya göre şiir; bir çığlıktır, bir ilan-ı aşktır, sallanan bir yumruktur, bir umuttur, bir kurtuluştur. Şiir bir deyiştir, sözcüklerle güzel biçimler kurmak sanatıdır, şair de bunu bilen adamdır. Tarancı, sözcüklerle şiirler kaleme alırken tek gayesi güzel bir şey ortaya koymaktır. Şiirler gönlünden kalemine düşerken toplumsal kaygı gütmemiştir. Bunu da şöyle ifade etmiştir: “Kunduracıdan ayakkabı beklediğimiz gibi şairden de şiir beklemeliyiz.

Ben aşk adamıyım

Sevmeye geldim insanları  -4 Ekim 1910-

Gönlümle, kafamla,elimle sevmeye

Hesapsız, karşılıksız

Ayrılık, gayrılık gözetmeden

Gün gelip gidersem şayet   -13 Ekim 1956-

Öyle severekten gideceğim ki

Karanlık kıyılardan bile olsa

Candan selamlarım

Civarımdan geçecek gemileri

Güneşli gemileri

Şarkılı gemileri

İçlerinde ben varmışım gibi!

                             

           *Bütün şiirleri, Ben Aşk Adamıyım, s.194.

      Dizeleriyle hayata niçin geldiğini ve nasıl gideceğini vurgulayan şair, hayatını yol gibi düşünmüş, bu düşünüşü de şiirlerine yansıtmıştır. Yolun başında aşk şarkısı şiirini yazmıştır: “ Bir sen, bir ben, sevgilim bir de bu bahar /N’eyleyim sen güzelsin ben de gençlik var. / Ölüm gibi mukadder bir yol ki bu aşk/ Ucu ta Leyla ile Mecnun’a çıkar. Bu aşk şarkısı hiç bitmesin istemiş: “Ve gönül, Tanrısına der ki: -Pervam yok verdiğin elemden/ Her minnet kabulüm yeter ki/ Gün eksilmesin penceremden! Dizelerini yazmıştır. Yolun ortasına gelince şair, şiirlerinde yolu yarıldığını dilinden düşürmez olmuştur: Yaş otuz beş yolun yarısı; yolu yarıladık işte; uçtu uçtu gençliğim uçtu. Sonra yolun en başına dönmek isteyip: “Affan Dede’ye para saydım/ Sattı bana çocukluğumu/ Artık ne yaşım var ne adım /bilmiyorum kim olduğumu / Hiçbir şey sorulmasın benden/ haberim yok olup bitenden. Dizeleriyle yeniden başlamak istemiştir hayata; çocukluğa, aşka ve sanata.

    Ve yolun sonunda ‘Sanatkârın Ölümü’ şiirinde yazdığı gibi şarkıları yarıda kalmıştır.

      Mevsim yaz olunca Tarancı’dan

 

Kuşlar ve Gemiler*

 

Şeffaf bir aydınlık içinde, semaya,

Yükseklere doğru kuşlar kanat açtı.

Ümidi, kuştüyü gibi yere saçtı,

Kuşların, kuşların kavuştuğu dünya

 

Pırıl pırıl yanan denizdeki hulya,

Gemileri aldı, uzaklara kaçtı.

Bir yol ki bir beyaz yelken onu açtı.

Gider, gemilerin gittiği adaya.

 

Eğilip topladım o kuştüylerini

Sahilde kalanın duydum kederini

Lakin ben yerimden kımıldamasam da

 

Kaçmanın zevkini içim bana söyler

Kuşlar ve gemiler yaşıyor hulyamda

Hulyam gemilerle kuşlarla beraber

 

   * Bütün Şiirleri, Kuşlar ve Gemiler, s.81.

     Şiirler, deniz kabuğu gibidir. Kulağınıza dayadığınızda içindeki şarkıyı duyabilirsiniz. Şiirseverler, sizler de Kuşlar ve Gemiler şiirini okurken “Ah o gemide ben de olsaydım” şarkısını duydunuz mu? Şairin şarkıları yarıda kalmasın.

                                                                   Gülayşe, Temmuz 2019

  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle
IMG-20190820-WA0000.jpg
cahit sıtkı.jpg
(4 Ekim 1910- 13 Ekim 1956 )
35yaş.jpg
  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle
bottom of page