gizem_can_şahin.jpeg

Aldous Huxley

CESUR YENİ DÜNYA

Kitap İncelemesi: Gizem Can ŞAHİN

“Eğer farklıysan, yalnızlığa mahkum oluyorsun.”

 

    Orijinal ismi “Brave New World” olan roman, İngiliz şair ve oyun yazarı Sheakespeare zamanında, "brave" kelimesi "güzel" anlamında kullanıldığı için "Güzel(!) Yeni Dünya" anlamında da kullanılmaktadır. Yazarımızın kitabı ilk olarak 1932 yılında, yani Fordist üretim biçiminin hayatımızın önemli bir kısmını oluşturacağı yılların başlarında yayımlanmıştır.

WhatsApp Image 2020-03-21 at 18.35.27.jp
unnamed.jpg
  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle

    Olaylar 26. yy da Londra'da geçmektedir. Akrabalık, aile, anne, baba, kadınlık, doğum, sadakat, sevgi gibi kavramların içleri boşaltılmakla kalmamış, “müstehcen” olarak algılanacakları şekilde yeniden düzenlenmiştir. Düşünmek, sorgulamak, sanat, felsefe, tarih artık hepsi fabrikasyon işi bebekler için birer efsane, birer bilinmezdir. Eğitim ve öğretim uykuda gerçekleşmekte ve herkes önceden belirlenen sınıfına ait olacak şekilde, toplumsal istikrarın temel güvencesi olarak hipnopedya ile şartlandırılmaktadır. Hipnopedya sayesinde herkes mutludur. Böylece kimse soru sormaz, cevaplar aranmaz, istenilmeyecek hiçbir şey düşünülmez.

   Şartlandırmalara tabi yetiştirilen bireyler arasında evlilik ve doğum gibi konular geçmişte yapılmış pornografik hatalar olarak görülür. İsimleri dahi anılmaz, ananlarsa ayıplanır, kınanır. Evliliklerin ve aile hayatı değerinin giderek azaldığı günümüze bakarak 1900'lü yılların ortasından bu dönemlere bakmaya çalışan Huxley’in pek de olası olmayacak şekilde çıkarımlar yaptığı söylenemez. Kadın ve erkek ilişkileri, “herkes herkes içindir." sloganında vücut bulur ve insanlar tıpkı birer robotmuşçasına sevgi, bağlılık ve sadakattan uzak, tamamen hayvani dürtülerin esaretindedir. Eğer bir gün, “insani” bir kaygı güderek vicdan azabı hissedecek olursanız, bu yeni dünya düzeninin size bulduğu çare “soma”dır !!

    Tek bir ülkeden oluşan ve merkezinin Londra olduğu bir dünya düşünün. Ve bu dünyada, herkesin fabrikalarda üretildiği bir dönemde, "doğmuş olan" tek çocuk Vahşi. Normal olmamanın ne hissettirdiğini, belki de en çok Vahşi ile zaman geçirirken anlayacaksınız. Sevgi ile büyütülmenin ne denli elzem olduğunu, insanî olan ne varsa, bizleri yaşama bağlayanların onlar olduklarını da ...

"İnsan mutluluk konusunu düşünmek zorunda olmasa, yaşam ne kadar eğlenceli olurdu."

    Kitaptaki bir çok karakter ünlü isimlerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. Örneğin; Mustapha Mond, Mustafa Kemal Atatürk’ten etkilenilerek oluşturulmuş bir karakterdir. Bu yeni dünyamızda belki de okuyan, yazan , düşünen , bir kitaba sahip olup geçmişi hatırlayan tek kişi. Tek gerçek kişi.

   Onun bu arayışlarını, zayıflıklarını, ihtiraslarını, başka başka kollarda aradğı yasak aşkları görmeyen/göremeyen/belki de görmek istemeyen Charles ise mutluluğu Emma’da bulduğuna inanan, küçük dünyasında onunla mutlu kalmaktan başka bir düşünce taşımayan çaresiz ve fazlasıyla saf bir kişiliktir. İyiliği,saflığının gölgesi altında kaybolup giden bir kişilik. Kendisiyle olmasını dünyanın en büyük hediyesi kabul ettiği biricik karısına tutkusunu hiç kaybetmeyen, çocuklarına ve annesine bağlı, hastalarına duyarlı; gözünü yükseklerde aramayan, kıskançlık duygusunu hiç tanımamış, ama kendisini yenilemeyi aklına dahi getirmeyerek kendi sonunu hazırlamış bir insan. Evet, Charles’i tanımlayacak en güzel tek kelime bu: “İnsan”

 

   Bir solukta fakat belki de, “Neden olmasın?” dedirterek okunacak; insana ailenin, annelik, babalık kurumlarının ne kadar kutsal olduğunu; hayatlarımızdan bir gün çekip gidecek olurlarsa başımıza gelebilecek olan tüm sorunlar ile ilgili bir öngörü niteliğinde ve biraz da tüylerinizi diken diken edecek bir kitap.

    Sorgularken fark edeceksiniz ki aslında hangi değerlerin bizler için ne kadar önemli ve hayatî olduğunun farkında bile değiliz. Sahip olduklarımızın sanki hep bizlerle olacakmış gibi kıymetsizce zarar gördüğü günümüz toplumundan örnekleri sıklıkla yaşıyoruz. İnsanların fabrikalarda üretildiği ve tanrının "Ford" olduğu bu Güzel Yeni Dünya’yı okurken geçmille bugünün köprüsünü biraz ürkerek ve çokça düşünerek yaşayacaksınız.

 

    Ve o dönemlerde Vahşi ‘nin zar zor bulupta okuyabildiği tek yazar olan Shakespeare'in Fırtına isimli eserinden, perde V, sahne I'deki Miranda'nın konuşmasından bir parça paylaşarak yazımı tamamlamak istiyorum.

“O wonder!

How many goodly creatures are there here!

How beauteous mankind is!

O brave new world,

That has such people in't! „

Türkçe çevirisi:

“Bu kadar bunca yakışıklı varlık varıp gelmiş buraya

Ne güzel şeymiş meğer insanlık

Böyle dünyalıları olan

Yaşasın bu yaman, bu cesur yeni dünya „

                                                                Çeviri : Can Yücel

 

 

  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle
WhatsApp Image 2020-03-21 at 18.06.52 (1