hilal polat.jpg

RÜYALAR

  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle

    Rüyaların onca araştırma yapılmış fikirler üretilmiş bir alan olmasına rağmen bilimsel olarak sırrı tam anlamıyla çözümlenememiştir. Belki de bu nedenle gizemli ve ilgi çekici olmayı her çağda ve her kültürde sürdürmüştür. Kendi rüyalarımız veya başkalarının rüyaları hep sohbetlerimizin önemli konularından olmuştur. “Dün gece seni rüyamda gördüm.” cümlesi hepimizi heyecanlandırır. Çünkü rüyalar büyülüdür ve başka bir alemden gelmiş gibidir. Mesajlar ilettiği düşünülerek sürekli yorumlanmaya çalışılır. Kimse rüyalara karşı kayıtsız kalamaz.

 

    Yapılan araştırmalara göre rüya görürken beynin yaratıcı ve mantıklı kısmı yani ön frontal lob pasif kalmaktadır. Bu nedenle rüyalarımız çoğunlukla absürd, anlamsız ve karmakarışıktır. Asla tam anlamıyla mantıklı değildir, birbirleriyle ilgisiz durumlar görülür. Çok saçma ve hatta komik olabilir. Aslında bu durumu olumlu olarak yorumlayabiliriz. Çünkü rüyalarımız sayesinde gerçek yaşamın kuralcı ve sıkıcı yapısından uzaklaşırız. Sınırlarımız yoktur ve tam anlamıyla özgürüzdür. Bazı rüyaların içerikleri hayal gücümüzü ve yaratıcılığımız zorlar. Gerçek yaşamda belki de asla yapamayacağımız şeyleri yapar asla söyleyemeyeceğimiz şeyleri söyleriz. W.Dement’in belirttiği gibi “Düş görmek hepimize yaşamlarımızın her gecesinde sessizce ve güvenilir bir biçimde deli olma izni verir.” Rüyalar bizi gündelik yaşamın rutinlerinden kurtararak rahatlık sağlarlar.

   Yapılan çalışmalarda beyin dalgaları incelendiğinde tüm insanların hatta tüm memelilerin rüya gördüğü bilinmektedir. İnsanların rüyalarının anne karnında 30. haftadan itibaren başlandığı söylenmektedir. Rüyalar çeşitli evrelerden oluşan uykunun REM (Hızlı Göz Hareketleri) döneminde görülür çoğunlukla. Bir gecede ortalama 15-40 arası rüya görüldüğü söylenir. Fakat her zaman uyandığımızda rüyalarımızı hatırlamayız. Bazı araştırmacılar hatırlamak için rüyadan sonra uyanmak gerektiğini söyler eğer rüyadan hemen sonra uyanmazsak sabah uyandığımızda hiçbir rüya görmediğimizi söyleyebiliriz ama bu doğru değildir. Aslında birçok rüya görmüşüzdür ama hatırlamıyoruzdur. Rüyaların neden hatırlanamadığına dair en ayrıntılı açıklamayı Strumpell yapmıştır; Her şeyden önce uyanık yaşamda unutmaya yol açan nedenlerin tamamı rüyalar içinde geçerlidir. Yani uyanıkken de zayıf ve düşük uyaranlı birçok duyumu ve algıyı unuturuz bu rüya içinde geçerlidir. Ama rüyalarda uyanık yaşamda olduğu gibi güçlü olan imajlarında mutlaka hatırlandığının altını çizer. Ek olarak rüyaların hatırlanabilmesi için uygun gruplar ve düzenlemeler halinde olması önem taşır. Ama rüyalar tutarsızdır ve çoğunlukla düzenden yoksundur. Ayrıca rüyalarda nedensel, zamansal, mekânsal ilişki yoktur. Bu durum hatırlanmasını güçleştirmektedir.

“Sen rüyayı gördüğünü sanırsın, oysa rüya seni görmeye gelir” 

                                                                        Haydar Ergülen

Fantezi At

    Rüyaların ruhsal yapımıza bazı önemli katkıları bulunmaktadır. Geçmişte yaşanan ya da bugün yaşanan olumsuz duyguların deşarj edilmesini sağlarlar. Gerçekleştiremediğimiz bazı arzularımızın doyumunu sağlarlar. Bu cinsel arzular gibi ilkel isteklerimiz olabildiği gibi güç veya başarılı olma istenci gibi arzularımızı da kapsar. Bu nedenle bazı araştırmalar göstermiştir ki rüyaların iyileştirici bir özelliği vardır. Ayrıca rüyaların görüldüğü REM dönemi uykunun sağlıklı olabilmesi için gerekli olan bir dönemdir. REM uykusu yaşanmadığında insilün, kan basıncı yükselmektedir. Kaygı ve anksiyete düzeyi artmaktadır.

    Rüya meselesi psikoloji bilimine ilk olarak Freud ile girer. Freud rüyalara çok büyük anlam atfetmiştir. “İnsanın en büyük sırlarından biri rüyalarıdır.” der. “Rüyaların Yorumu” adlı eseri literatürdeki en önemli kaynaktır. Freud’a göre bilinç altı çok önemlidir. Çünkü davranışlarımızın çoğunun altında bilinç altına bastırdığımız duygularımız etkili olmaktadır. Bastırdığın şeyin yok edilemediğini söyler Freud, kişi farkına varmasa da kişiyi etkilemeye devam eder. İşte bilinçli olarak yüzeye çıkamayan bu duyguların kendisini gösterme biçimlerinden bir tanesi rüyalardır. “Rüyalar bilinç altına giden kraliyet yoludur.” der. Bastırılmış olan her şeyin rüyalar yoluyla ortaya çıktığını söyler. Terapilerinde hastalarının tedavilerinde rüyalar onun için en büyük referanstır. Cinselliğin rüyalardaki önemine de fazlasıyla değinmiştir. Ve genel anlamda rüyaları cinsel isteklerin doyumu olarak tanımlar.

Starry Sky

    Freud bastırdığımız duyguların doğrudan ortaya çıkmadığını bazı simgeler ile ortaya çıktığını belirtir. Bazı duygular çeşitli semboller yoluyla anlatılabilir. Freud rüyalarımızın mutlaka yorumlanması gerektiğini belirtir. Çünkü rüyalar önemlidir ve asla ıvır zıvırla ilgili değildir. Rüyaları yorumlamak için çeşitli teknikler geliştirmiştir. Rüyaların yorumu adlı iki ciltten oluşan eserinde bu analizlerinden ayrıntılı bir şekilde bahseder. Carl Gustav Yung ise bazı noktalarda Freud’a karşı çıkar. Ona göre her rüyanın bir anlamı olmak zorunda değildir. Ya da her rüyanın arzuları gidermek gibi bir işlevi bulunmayabilir. Freud rüyaların altında ne saklı diye sorarken Jung rüyalar neyi açıklar diye sorar. Jung yıllar boyunca yılda yaklaşık iki bin rüya analiz ettiğini ve bu konuda ciddi bir deneyim kazandığını belirtir.

 

     Kutsal metinlere ve kitaplara baktığımızda ise rüyaların geniş bir yer kapladığını görürüz. Kur’an_ı Kerim’de Yusuf Suresinde Hz. Yusuf’un kıssası anlatılmaktadır. Sure Hz. Yusuf’un çocukken gördüğü rüyayı babasına anlatmasıyla başlar. Daha sonra Hz. Yusuf haksız sebeplerle zindana atıldığında zindanda ki arkadaşlarının rüyalarını yorumlar. Kuran da rüyaları doğru yorumlama yeteneğinin ona verildiği belirtilir. Hatta daha sonra bulunduğu ülkenin kralının gördüğü rüyayı yorumlayarak büyük bir güven kazanır, zindana haksız yere atıldığı anlaşılır ve vezirlik görevine kadar getirilir. Ve surenin en başında babasına anlattığı rüya surenin sonunda gerçekleşir. Ayrıca tüm kutsal metinlerde bahsi geçen Firavunun rüyasını yorumlayan kişinin bir süre sonra hükümranlığın kendisinden alınıp İsrailoğullarına geçeceğini belirtince Firavun İsrailoğullarının doğan tüm erkek çocuklarını öldürtmüştür. Tarih boyunca kralların sarayda mutlaka rüya yorumcularını bulundurduklarını ve birçok kralın rüyasına yapılan yorumlara göre hareket ettiğini görmekteyiz. Gerçekten de bazı rüyaların “haberci rüyalar” olduğuna şahit olunmuştur. Ama bu konunun bilimsel bir dayanağı yoktur.

 

     Rüyalar anlatmakla sonlanmayacak çok geniş bir alandır, her zaman araştırmalara konu olacak üzerine çokça konuşulacak ve düşünülecek ama sırlı ve anlaşılmaz olmayı da her zaman sürdürecektir. Rüyalarımız kimi zaman bizi mutlu eder, kimi zaman korkutur, kimi zaman şaşırtır ama Hafmer’in de dediği gibi “Rüyalarımızdan sorumlu değiliz.”

Yararlanılan Kaynaklar:

Sigmund Freud – Rüyaların Yorumu     

Carl Gustav Jung - Rüyalar         

Yaşar Nuri Öztürk-Kur’an_ı Kerim Türkçe Meali

  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle