Diren

Yaşar KEMAL

İnce Memed 2

    Zor iştir kalemin noktayı koyduğu cümleden bir hikâyeyi tüm canlılığıyla satır satır, sözcük sözcük devralmak; coğrafyasından karakterlerine, diline değin eksiltmeden, incitmeden, yürekte edindiği o özel yerden etmeden yazmak gerçekten zor iştir. Zira kendi hayal gücü üzerinde yazarın ne denli sınırsız hakimiyeti varsa, okurun hayal gücü ve yüreğine yer edinenler üzerinde o denli sınırlı hakimiyeti vardır. Bir kere başlamış olan hikâyeye yazar pek çok şey ekleyebilir, yeni bir yön verebilir ama asıl meziyet okurunun eserine verdiği değeri, ona yüklediği anlamı, onu koyduğu yeri sarsmadan kaleme alabilmekte, yarattığı hikâyeye sahip çıkabilmekte; velhasıl bir bütün olarak onu kusursuz bir elbise gibi giyebilmekte gizlidir.

 

    İşte Yaşar Kemal, ilk cildini yayımladığı İnce Memed’in 13- 14 yıl sonra yayımladığı ikinci cildinde nokrayı koyduğu yerden hikâyesini kusursuz bir biçimde devralarak o zoru başarabilmiş usta bir kalem. Verdiği bir röportajda: “İnce Memed’in devamı birinci kitap  gibi olsun diye çok çabaladım. İkinci kitabı yazmadan önce defalarca birinci kitabı okudum, özellikle dilini aynı yapıda tutabilmek için,” diyor Yaşar Kemal ve şunu samimiyetle dile getirmek gerekiyor ki o dili muazzam bir biçimde yakalıyor. Gözündeki ışıltıyla, yüreğindeki saflıkla bıraktığımız gibi karşılıyor bizi İnce Memed. Düzlükleriyle, dağıyla, taşıyla, toprağıyla hâlâ ilk ciltteki gibi canlı Çukurova ve Memed’in destansı hikâyesi tüm karakterleriyle, diliyle hâlâ zengin… Öyle ki okurken sayfaların içinde kaybolup mest olmaktan, eski bir dosta rastlamanın sıcaklığıyla ilk ciltten karakterlere rastlayıp benimsediği dünyaya kavuşunca mutlu olmaktan kendi alamıyor insan.

 

     Okur neredeyse her şeyi geride bıraktığı gibi buluyor bulmasına da aynı şeyi Memed için söylemek mümkün değil ne yazık ki. Yitip gittikten sonra geri dönüp geldiğinde bir Abdi gitse de bin Abdi’nin köylüye zulmettiğini görüyor Memed. Kendi köyü Değirmenoluk ve Dikenlidüzü!ndeki diğer dört köy Kel Hamza’nın elinde mahvoluyor. Vayvay köylüsü Abdi Ağa’ya vakti zamanında kol kanat germiş Ali Safa Bey’in, Akmezar köyü ise onlara musallat olan Arif Saim Bey’in elinde inim inim inliyor. Af öncesi dağlardaki eşkıyalarla işbirliği yapan ağalar, beyler bu kez çaldıkları minareye devlet eliyle  kılıf uydurmaya çalışıyor. 

  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle
Screenshot_20200520-194235_Instagram-01.
yaşar_kemal.jpg

      Yaşar Kemal kaleme aldığı İnce Memed dörtlemesinin ikinci cildinin odak noktasına zulmedenlerin tükenip tükenmeyeceği sorununu koyuyor. “Bir daha bir daha öldürürsün, bir daha gelir. Abdi gider, Hamza gelir,” diyor İnce Memed. Bunca çaba sonuçsuz kalacak, gidenin  yeri daha beteriyle dolacaksa verdiğim mücadelenin ne anlamı kalacak diye düşünmekten kendini alamıyor. Kitabın genelinde ilk kitaptaki  aktif çatışmadan, eşkıyalıktan ziyade İnce Memed’in daha durgun, umutsuz, kaş yapayım derken göz çıkarmak misali köylünün başına istemeden önceki ağadan daha beterini musallat etmekten ötürü duyduğu suçluluk duygusuna ortak olurken, Memed’in varlığından güç alıp Ali Safa’ya karşı direniş gösteren Vayvay köylüsünün hikâyesine, gittikçe büyüyen efsanesinin ise dilden dile yayılıp çığ gibi büyümesine tanık oluyoruz. Öte yandan ilk cilde göre bu ciltte dikkat çeken bir diğer nokta ise insanların hayal gücünün uçsuz bucaksız zenginliğinin, Anadolu insanının efsaneleri ve geleneksel halk hikâyelerinin etkisinin çok daha yoğun hissedilmesidir. Yaşar Kemal’in de ifade ettiği gibi: “Her çağda, insanlar zayıf, umarsız zamanlarında kendilerine sığınacak kişiler, dünyalar yaratırlar. Yemek, içmek kadar önemli bir gereksinmedir bu (…) Efsanelerin çoğunun somut yaşama yanıt veren somut bir temeli vardır. Belki de, bunalım dönemlerinde, peygamberlerin doğmasının bir nedeni de budur.” İnce Memed’in yöre halkı tarafından bu denli ilahlaşması, sadece varlığından bile kurtarıcı bir güç alınması bu yüzdendir. Halkın bir ağaca düşen yıldırımı yakalayıp muskasına koyduğu için İnce Memed’e asla kurşun işlemediğini ortaya atması, buna delicesine sığınması bu yüzendir. Adem’in bir türlü yakalayamadığı  yağız atın bir peri, bambaşka bir mahlûk olduğuna, başka başka donlara girerek yanından yamacından geçtiğine, asla yakalanıp vurulamayacağına inanması bu yüzdendir. Alidağ’ın zirvesinde üç gün üç gece havayı aydınlatan bir top ışık ya da Memed’in yamacından ayrılmayan şahine yüklenen anlamlar bu yüzdendir…

20200603_095437-01.jpeg
20200603_095526-01.jpeg

    Ezcümle, diliyle, karakterleriyle, kurgusuyla, halk edebiyatından izleriyle her bir satırı dolu dolu, doyumsuz bir o kadar da soluksuz bir yolculuktur İnce Memed. Bu yolculuğa her okurun çıkması, Yaşar Kemal’in kaleminden Çukurova’nın yeniden yaradılışına ortak olması yürekten tavsiyemdir.

  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle