özlem özağaç.jpg

Özlem ÖZAĞAÇ

19.04.2021

MUSA'NIN UYKUSU

WhatsApp Image 2021-04-19 at 15.26.14.jp
  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle

    Tuğba Doğan, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nü bitirdikten sonra Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yüksek Lisans programından, “Kaybetmenin Anlatısı: Mai ve Siyah, Huzur ve Tutunamayanlar” başlıklı teziyle mezun olmuş. Çeviri ve denemeleri dergilerde ve çeşitli derleme kitaplarda yayımlanmış. Kendisi çevirmenlik ve senaryo yazarlığı yapıyor.


     Musa’nın Uykusu ödüllü bir ilk roman. Tuğba Doğan’ın ilmek ilmek dokuduğu, fazla sözcüklerden arındırıp süzgeçten geçirerek bize sunduğu bu roman, ilk sayfadaki Borges alıntısı ile bizi başka bir dünyaya alıp götüreceğinin sözünü veriyor.


       ‘’Benim belleğim bayım, bir çöp yığını gibidir.’’ 


      Kapaktaki resim, yazarın Fransa seyahatinde bir kafeden aldığı sergi davetiyesinden hazırlanmış. Tuğba Doğan ülkeye dönünce davetiyeyi panosuna asar, daha sonra kapakla ilgili imgeler üzerinde düşünürken panodaki kartı fark eder ve ressam ile iletişime geçer. Bu tesadüf, yazan iki insanı buluşturmuş bir anlamda. Ressam kapak için kullanım iznini vermiş.  

 

"...Çünkü Musa başından beri ayrılmayı bilmiyordu. Yaşamak için ayrılmak gerektiğini bilmiyordu. Dünyaya geliş hikâyesinde bütün hayat hikâyesinin kalbi saklıdır, kaderinin şifresi bu ilk sahnede, gecikmeli gerçekleşen doğumunda gizlidir. Nasıl annesinin karnından vakti geldiğinde ayrılamadıysa daha sonra da hiçbir yerden hiçbir şeyden zamanında ayrılmasını bilmeyecekti. Sıcak su musluğunun, kış yağmurunun, komşu kadının halı silkelediği balkonun altından; yaya geçidinin, yürüyen merdivenin, tren raylarının üstünden, çatapat patlatan oğlanların, hasta sokak köpeklerinin, can çekişen kedilerin yanından. Son olarak da yangından. Musa ayrılmayı bilmiyordu. Oysa hayatta kalmanın koşulu doğru zamanda ayrılmasını bilmektir. Önce anne karnından ve sonra da sırasıyla her şeyden."


     Musa’nın Uykusu’nda  serebral paralizi hastası olan bir bireyin ,bir genç kadının hayatında ne gibi etkileri olduğu anlatılıyor. Zeliha’nın yaşadıkları, keder ile bağlantılı olarak sunulan yalnızlık, mutsuzluk ve huzursuzluk temaları üzerine kurulu bir şekilde anlatılmış.


    Kitapta hem karakter anlatıcı olarak Zeliha’yı hem de tanrı anlatıcıyı duyuyoruz. Zeliha hayatındaki olumsuzlukları aile üyelerine yüklemek için anlatırken; hakim bakış açısı olayları daha objektif değerlendirmenin gerektiğini vurgulamak için anlatıyor. Orta gelirli ailelerin hastalık ile mücadelelerinde ne gibi zorluklar yaşadıklarına dikkat çekilirken, ana karakter hayatın başlı başına bir klişe olmasından dert yanıyor. Musa’nın doğumu ile sevmeyi ve sevilmeyi bekleyen Zeliha, hikâyesinin ilerleyen  safhalarında kimseden aradığı sevgiyi bulamadığını söylüyor. 


   Kitabın birinci bölümünde Musa ile Zeliha’yı tanıyor, aralarındaki ilişkiyi anlamaya çalışıyoruz. İkisinin ilişkisinden yola çıkarak aileyi, anneyi, babayı, ağabeyi, ablayı tanıyoruz. Aile karakterlerinin hiçbirinin ismini bilmiyoruz. Zeliha kendisini Musa ile var ettiği için aileden sadece ikisinin ismini duyuyoruz. Zaten ilerleyen bölümlerde Zeliha evden gidişinin sebeplerini, ağabey ve abladan hesap sorarmış gibi anlatıyor. Anneyi metnin içine serpiştirilmiş dağınık paragraflar aracılığı ile, babayı ise ölümünden hareketle tek nefeste anlatılan iki sayfada tanımaya çalışıyoruz.


   İkinci bölümde yayınevi çalışanları ile tanışıyoruz. Zeliha’nın iş arkadaşları ile ilişkileri ve insanları değerlendirme şekli karşımıza çıkıyor. Bu bölümde kadın erkek ilişkileri, yalnızlık sorgulanmaya devam ediyor. 


   Üçüncü ve son bölümde Zeliha ‘Semendername’sini ve hayatının metinle ilişkili bölümlerini  bizimle paylaşıyor. Semendername’de kullanılan imgeler o kadar çok anlamı içinde saklıyor ki, metin son bölümde daha da katmanlanıyor, okuyucuyu araştırmaya yönlendiriyor.

 
   Semender, baykuş, kedi, Hızır, Musa ve Meryem ‘Semendername’ bölümünde okuyucuya hakikati fısıldıyor gibi. Ama bir okuma ile çözülebilecek gibi görünmüyor. 


    Derin okuma yapan okuyucular, metnin içinde kaybolmayı sevenler için çağdaş edebiyattan eşine az rastlanır bir metin Musa’nın Uykusu.

 

       En yakın zamanda okumanız dileğiyle.    

  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle