anthony burgess.jpg
  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle

Anthony Burgess

 (25 Şubat 1917 - 22 Kasım 1993)

  John Burgess Wilson, bilinen adıyla ise Anthony Burgess İngiliz roman yazarı, şair, besteci, eleştirmen, dil bilimci ve çevirmendir. En bilinen romanı olan Otomatik Portakal ile tanınır.

   1959 yılında Burgess'a ameliyat edilemez bir beyin tümörü tanısı kondu ve bir yıldan az ömür biçildi.

  İlk karısı Lynne'in geçimini sağlayabilmek için 12 ayda beş buçuk roman yazdı. Ve ona konulan teşhisin yanlış olduğu anlaşıldığında ise o çoktan ünlü bir yazar olmuştu.

  Burgess, başta romanları olmak üzere 50'den fazla kitap yazmıştır. Romancılığının yanı sıra gazetecilik, eleştirmenlik ve dilbilim çalışmaları da olan Burgess, çağdaş İngiliz edebiyatının en verimli yazarlarından biridir.

Kitaplarından Bazıları

1956 – Time for a Tiger
1958 – The Enemy in the Blanket
1959 – Beds in the East
1959 – The Malayan Trilogy
1960 – Doktor Hastalandı
1961 – Bir Elin Sesi Var
1961 – Devil of a State
1962 – A Clockwork Orange / Otomatik Portakal
1962 – Piyanoçalanlar
1962 – The Wanting Seed / İstekli Tohum
1963 – Honey for the Bears /Ayılara Bal
1977 – Abba Abba
1980 – Earthly Powers / Dünyevi Güçler
1983 – The End of the World News / Dünya Haberlerinin Sonu
1985 – The Kingdom of the Wicked / Kötülerin Krallığı
1986 – Little Wilson and Big God
1989 – Any Old Iron / Herhangi Bir Eski Demir
1991 – Mozart ve Deyyuslar
1995 – Deptford’daki Ölü Adam

OTOMATİK PORTAKAL

  Bir yazar düşünün ki, kendisine beyin tümörü teşhisi konulsun ve yaklaşık bir yıldan az bir ömür biçilsin… Bu yazar, yaşamının son günlerini kendi için harcamak yerine, karısının geçim derdine düşsün ve ona kazanç sağlamak için bir yıl içinde beş buçuk roman yazsın ve bu romanlardan biri de ‘Otomatik Portakal’ olsun…

  İşte Anthony Burgess, daha sonra yanlış konulduğu anlaşılacak bir beyin tümörü teşhisinin ardından öfkeyle yazmıştır bu romanı… Romanın bana göre en dikkat çekici özelliği, iyi bir insanın ağzından anlatılmak yerine, kötülük yapmaktan zevk alan bir İngiliz gencinin ağzından anlatılmış olmasıdır. Hatta kötülükle başlayan ve sonrasında romanımızın baş kahramanı Alex’in hapise düşmesiyle devam eden olaylar dizisi, kitabın sonuna yaklaştıkça muhtemelen Alex’e acımanızla son bulur.

otomatik portakal.jpg

"Pencereyi açın da içeri temiz hava girsin, taze fikirler girsin, yeni bir hayat tarzı girsin."

İyilik içten gelir. İyilik bir seçimdir. Bir insan seçim yapamıyorsa,insanlıktan da çıkmıştır.

     

    Öncelikle, kitabın ismi ilginizi çekebilir. Burgess’in tanımına göre kitap ismini, İngiliz argosundan alır ve yüksek derecede gariplikleri barındıran insan anlamına gelir. ‘Portakal’ insanın organik yapısını, ‘Otomatik’ ise makineleşmeyi simgeler. Nitekim, sistematik baskı altında, insanı otomatikleştirip ondan iyilik yapmasını beklemenin sonuç verip vermediğine tanık olacaksınız romanın sonunda.

   

   Burgess, kanunların artık işlemez olduğu toplumları ve bu gibi toplumlarda gençlerin sokaklara nasıl dehşet saçtığını, kültürel yozlaşmaları, Alex’in bizzat yaşadığı olaylara dayandırarak aktarmış okuyucusuna. Sonuç olarak, Alex’in özgür iradesinin nasıl yok edildiğine, kötünün insanlar tarafından her zaman kötü kabul edildiğine, iyiliğin ise insanların çıkarlarına dokunulduğunda nasıl yok olabileceğine değinmeden de edememiş. Aslına bakarsınız bazı bölümlerde iyi ve kötünün yer değiştirdiğini, Alex’in şartlandırılmış iyilik sonucunda, insanların karşısında nasıl savunmasız kaldığını görebilirsiniz. Hatta, hayatının vazgeçilmez bir parçası olan klasik müziğin bile, Alex için zamanla nasıl katlanılmaz bir hal aldığına da tanık olacaksınız.

"Bugünlerde hala kitap okuyan birine rastlamak gerçekten nadide bir zevk kardeşim."

otomatik portakal2.jpg

  Kitap yazıldığı dönem itibariyle Burgess’in psikolojisini anlatan bir nitelik taşır mı bilmem, fakat okuyucu tarafından Burgess’i tanınan yazarlar arasına koymayı başarmış. Kitabın bir de film versiyonu Stanley Kubrick tarafından uyarlanmış ve gayet başarılı bulunmuştur. Bana kalırsa, kitabı okumadan önce filmi izlemeyin derim. Çünkü kitapta Alex’in duyguları daha detaylı anlatılmış ve bu da okuyucuyla karakterin daha fazla yakınlaşması demek. Son bir nokta ise, kitap kapak resmi itibariyle çocuklara uygun gibi gözükse de, şiddeti aktardığı için fazla uygun olmayabilir, bilmenizde fayda var.

anthony burges.jpg

Yayına Hazırlayan: Gizem Erboz

  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle