top of page
Ümit Yaban ile (Facebook Kapak Fotoğrafı).jpg

Ah ilk kitaplar! Yazandan bir parça kopacak da evrende yıldız gibi parlayacakmışçasına müstesna bir öneme sahip ilk kitaplar. Bu önem hem yazarlar hem de edebiyat tarihi için geçerli. Biz de bu heyecana ortağız ve büyük bir zevkle yazarların ilk göz ağrılarının görünürlüğüne katkı sunmayı görev biliyoruz.

Ümit Yaban

yelina3.jpg

"Ümit Yaban ile İlk Ümit" röportajları yeni konukların ilk kitaplarıyla romanoku.org adresinde devam ediyor.

Ümit Yaban'ın bu seride sitemizdeki yeni konuğu "Dünyadan Sonra Bir Yer" adlı kitabıyla Yelina Tayfur.

ümityaban1_edited.png

Sayın Yelina Tayfur ilk kitabınız Dünyadan Sonra Bir Yer’i kutlarım, İletişim Yayınları’ndan elimize geçti keyifle okuduk teşekkürler. Öncelikle merak ettiğim sizsiniz, edebiyatla kurduğunuz ilişkiye de değinerek kendinizi tanıtır mısınız? Yelina Tayfur kimdir?

3567 DUNYADANSONRA (2).jpg

Çok teşekkür ederim. Kısaca kendimi tanıtmayı deneyeyim. Ankara’da doğdum, İstanbul’da büyüdüm ve hâlâ İstanbul’da yaşıyorum. Kitaplarla dolu bir evde büyüdüm. Belki de bu yüzden edebiyatla hep ilişki içinde oldum. Bir yandan da içine kapanık bir çocuktum ve ilkokulda yazıyı bir ifade biçimi olarak keşfetmek bana yeni bir özgürlük alanı yarattı. Geçenlerde annemlerin evindeki kolilerden ilk defterlerim çıktı. Meğer ilk öykü kitabımı ilkokulda yazmışım; yayınevini de kendim uydurmuşum: Hatıra Yayınları. Yazar olmak istediğim ergenlik
yıllarını da hatırlıyorum tabii. O zamanki özgüvenim sonra kayboldu ama yazmayı hiç bırakmadım. Son beş yılda, yazdığım öyküler çeşitli edebiyat dergilerinde yayımlandı. Oldukça uzun ve meşakkatli bir yazma, bozma, bitirip yeniden başlama sürecinden sonra da ilk kitabım Dünyadan Sonra Bir Yer haziran ayında İletişim Yayınları tarafından yayımlandı.

Yazma yolculuğu nasıl başladı? Yolda bir atölye ya da editörden destek aldınız mı? Bu yolculuğa yeni çıkanlar için tavsiyeleriniz nelerdir?

Yazma yolculuğum eskiye dayansa da yazdıklarımı bir şeye benzetip dosya haline getirme fikri görece yakın bir zamana ait. Beklenmedik bir biçimde, çocuğumun doğumundan sonra, kucağımda bebekle telefonun not defterine yazdığım kısa metinler, ilk öykülerin çıkış noktası oldu. Sonra öyküler dergilerde yayımlanmaya başladı. Dergiler de katıldığım farklı atölyeler de benim için birer edebiyat okulu gibiydi. Dosya hazırlığı ise oldukça uzun sürdü. Bitti dediğimde de bitiremedim. Uzun süre dosyamı yayınevlerine gönderemedim. Kendi bariyerlerimi keşfettiğim ve kendimle en çok didiştiğim dönemdi diyebilirim. Belki tam da bu yüzden, yola yeni çıkanlara iç seslerine kulak vermelerini ama ona o kadar da güvenmemelerini tavsiye ederim. Bir de iyi arkadaşlar… Kendi kendime asla bu adımı atamazdım. Muhtemelen yazdıklarım hâlâ bir yerlerde bekliyor olurdu.

Yaşanmışlıklar, gözlemlediklerimiz, iç dünyamız yazdıklarımızın bel kemiği olsa da sizin yazarken ilham kaynaklarınız, hikâyelerinizin temelini oluşturan unsurlar nelerdir?

Bu soru üzerine kitap yayımlandıktan sonra düşünür oldum. Yazarken neyi neden yazdığımı o anda fark etmiyorum. Genelde belirli bir fikirden yola çıkmıyorum. Şimdi, geriye dönüp baktığımda, çoğu öykünün, gözümün takıldığı bir ayrıntıdan, kaydettiğim bir andan/anıdan, kulağıma çarpan bir sözden, bir bakıştan ya da ifadeden ya da bazen sadece bir sözü söyleme biçiminden yola çıktığını fark ediyorum. Görsel imgelerle düşünen biriyim; dikkatimi çeken şeyleri zihnimde bir kare olarak arşivliyorum. Zamanı geldiğinde o kareyi yerinden çıkarıp yazmaya başlıyorum. Sokak benim için çok güçlü bir kaynak. Ve elbette, İstanbul’un kendisi bu anlamda çok cömert biri.

Yazım süreciniz belirli bir disiplin veya ritüel çerçevesinde mi ilerliyor? Yazar tıkanıklığını aşmak için benimsediğiniz özel yöntemler var mı?

Aslında kendimi disiplinli biri olarak görürüm ama yazma konusunda belirli bir ritüelim ya da rutinim yok. Dahası, bu rutinleri oluşturmaya çalıştığımda sıkışıyorum; günün sonunda da tüm o “sabah sayfalarına” sinir olurken buluyorum kendimi. Bu durum bir yanıyla dağınık ama bir yanıyla da esnek bir çalışma biçimi yarattı benim için. Dünyadan kolayca kopar, sık sık kendi iç dünyama dalarım; belki de o yüzden en gürültülü yerlerde ya da en dar zamanlarda bile kendimi kolayca kapatıp odaklanabiliyorum. Yazar tıkanıklığını aşmak için yaptığım şey ise sanırım o karın ağrısıyla kalmak. Her zaman olmasa da genelde oradan yeni bir şey doğuyor.

Kitabınızın genel teması nedir? Temayı oluştururken bilinçli bir şekilde mi hareket ettiniz yoksa yazım sürecinde kendiliğinden mi ortaya çıktı? 

Kitap, farklı yaşam hâllerine dokunan yirmi öyküden oluşuyor. Her biri, hayatın içinde kolayca fark edilmeyen kırılma anlarını, sessizlikleri ya da görmezden gelinenleri takip ediyor. Öyküler farklı zamanlarda yazıldı; dolayısıyla başta ortak bir tema kurma niyetim yoktu. Ama sonradan fark ettim ki, karakterler bir şekilde ait olunamayan, geride bırakılmış ya da hiç varılamamış bir yerin çevresinde dönüp duruyor. Dünyadan Sonra Bir Yer ifadesi de böylece, kendiliğinden, öyküleri birbirine bağlayan bir köprüye dönüştü.

Kitabınızı okuyan birinin aklında en çok hangi soruların veya duyguların kalmasını isterdiniz?

Okurdan bu anlamda bir beklentim yok açıkçası. Sadece kendi cevaplarının ve yeni soruların oluşmasını umabilirim. Benim için en önemli şeylerden biri metnin okurla tamamlanması. Her okur başka bir anlam kurduğunda, metin bir bakıma yeniden doğuyor.

Kitabınızı yazarken ve yayımlarken aldığınız en değerli tavsiye ne oldu?

Dosyayı uzun süre yayınevlerine gönderemedim. Sanki hiç bitmeyecek bir sürece girmiş gibiydim. Elbette yayımlanmasını istiyordum ama bu yeni adımdan ürküyordum. Yalan yok, reddedilmekten de ödüm kopuyordu. Eşime korkumu itiraf ettiğimde, göndermediğim sürece dosyanın hep yayımlanmamış kalacağını ve denemem gerektiğini söyleyerek beni harekete geçirmişti. O konuşmamız yer etmiş aklımda. Yazmak ne kadar içe dönük bir işse, kitabın yayımlanması bir o kadar dışarıya açılmak demek. Kendi kapalı ve bu haliyle konforlu alanından çıkıyorsun. Bu da gerçek bir cesaret gerektiriyor. Açıkçası bende pek olmayan bir şeydi bu. O cesareti çevremdeki insanların bana duyduğu güven üzerinden buldum diyebilirim.

Yeni dosya hazırlığınız var mı? İlk kitap tecrübesini yaşamış biri olarak, ikinci dosya hazırlığında mutlaka buna dikkat edeceğim dediğiniz başlıklar neler?

Bu dosya çok uzun bir zamana yayıldığı için elimde biriken epey çalışma oldu. Yeni bir öykü dosyası planım var, yavaş yavaş toparlıyorum. Ama asıl üzerinde çalıştığım bir roman var. Uzun zamandır zihnimde dolaşan, beni hem heyecanlandıran hem de nereye götüreceğini merak ettiğim bir hikâye.

Sorularımla okuyanların hem sizi daha iyi tanıması hem de kendi kafalarındaki soru işaretlerine bu yoldan geçmiş birinden cevap bulmalarını diledim. İkinci kitabınızı heves ile bekliyorum. Gönlünüze, kaleminize layık ömrünüz olsun. Teşekkürler.

  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle

Yelina Tayfur,

Dünyadan Sonra Bir Yer, 

151 Sayfa, İletişim Yayınları

Söyleşi: Ümit Yaban, 15.12.2025

3567 DUNYADANSONRA (2).jpg
ümityaban1_edited.png

© 2023 by HEAD OF THE CLASS.

PR / T 123.456.7890 / F 123.456.7899 / info@mysite.com

Hazırladığınız kitap incelemelerinizi, öykü-deneme türündeki yazılarınızı, edebiyat ve sanat odaklı dosya konularınızı romanoku.org@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

 

Tanıtım amaçlı kitap gönderimi ve reklamlarınız için de aynı kanallardan ulaşabilirsiniz.

  • Instagram
  • X
  • Facebook
  • Youtube
bottom of page