Ah ilk kitaplar! Yazandan bir parça kopacak da evrende yıldız gibi parlayacakmışçasına müstesna bir öneme sahip ilk kitaplar. Bu önem hem yazarlar hem de edebiyat tarihi için geçerli. Biz de bu heyecana ortağız ve büyük bir zevkle yazarların ilk göz ağrılarının görünürlüğüne katkı sunmayı görev biliyoruz.
Ümit Yaban

"Ümit Yaban ile İlk Ümit" röportajları yeni konukların ilk kitaplarıyla romanoku.org adresinde devam ediyor.
Ümit Yaban'ın bu seride sitemizdeki yeni konuğu "Tahta Bacaklı At" adlı kitabıyla Zeliha Tamer Uçar.

Sayın Zeliha Tamer Uçar ilk kitabınız Tahta Bacaklı At’ı kutlarım, Metinlerarası Kitap’tan elimize geçti keyifle okuduk teşekkürler. Öncelikle merak ettiğim sizsiniz, edebiyatla kurduğunuz ilişkiye de değinerek kendinizi tanıtır mısınız? Zeliha Tamer Uçar kimdir?

Ben teşekkür ederim. Bir gün kitap yazacağım ve okunacağı, üstelik bir ilk kitap röportajı daveti alacağım hiç aklıma gelmezdi. Sanırım paralel bir evrende bir başkasının rüyasının içine düştüm.
Demem o ki kariyer planımda kitap çıkarmak yoktu, ancak kendimi bildim bileli kitaplarla iç içe yaşıyorum. Sanırım sıkı bir okur olmam bugünlerin zeminini hazırladı. Lise yıllarımda şiir yazmaya başladım. Edebiyat hocalarım yazdığım metinleri beğenirler, lise öğrencisinin yazabileceği seviyeden daha iyi bulurlardı.
Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği mezunuyum. Gazi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Yapı Anabilim Dalı’nda yüksek lisans yaptım. Üniversite eğitimiyle birlikte teknik bir alana yönelsem de edebiyat damarlarımda sessizce akmaya devam etti. Örneğin, Üsküdar- Beşiktaş arasını vapurla geçerken boğazın halden hale evrilen güzelliği karşısındaki hayretim, şiir olup dökülüyordu gönlüme.
Bu mısraları, ürkek bir kuş olup uçup gitmelerinden korkarak hızlı hızlı not ederdim. Çalışma hayatı, evlilik, annelik derken bir küs bir barışık olsak da edebiyatla olan bağım hiç kopmadı. 2019 yılında öykü yazmaya başladım. Öykülerim Türk Dili Dergisi, Edebiyat Haber, İshak Edebiyat, Heceöykü, Daima Edebiyat gibi dergilerde yayımlandı.
“Tahta Bacaklı At” öyküsüyle 2023 3. Oğuz Atay Öykü Ödülü Seçkisi’nde; “Sağır Boşluk” öyküsüyle 2023 Yılın Yazarı Tomris Uyar Öykü Ödülü Seçkisi’nde; “Karta Kaçtın, Seni Bundan Sonra Kim Alır?” öyküsüyle 2024 Edebiyatist Kristal Kalem Öykü Ödülü Seçkisi’nde; “Dünya Anamın Memesi” öyküsüyle İshak Edebiyat 2024 Öykü Seçkisi’nde; “Demet Apartmanı Cinayeti” öyküsüyle 2025 Yılın Yazarı Rıfat Ilgaz Öykü Ödülü Seçkisi’nde yer aldım. Ankara’da yaşıyorum. Evli ve iki çocuk annesiyim.
Yazma yolculuğu nasıl başladı? Yolda bir atölye ya da editörden destek aldınız mı? Bu yolculuğa yeni çıkanlar için tavsiyeleriniz nelerdir?
2019 yılında, çalışma hayatıma ara verdiğim bir dönemde, zamanımı değerlendirmek düşüncesiyle ücretsiz eğitim veren bir yazı atölyesine katıldım. Konu olarak çocukluğumuzun bayramlarını yazmamız istenmişti. Soru bildiğim yerden gelmişti, çünkü çocukluğumun bayramlarına ait farklı ve zengin anılarım vardı . Atölye yürütücümüz metnimi çok beğenmiş ve bir derginin editörüne göndermiş. Yazımın editörün onayından geçtiğini, bayram öncesinde çıkacak sayıda yayımlanacağını öğrendiğimde hem şaşırmış hem de heyecanlanmıştım. Bu gelişme benim için yazmayı dikkate almam gerektiğinin ilk işareti oldu. Yazma yolculuğumu bir üst basamaktan devam ettirebilmek adına Hakan Akdoğan, Feridun Andaç, Jale Sancak, Hakan Sarıpolat gibi ülkemizin usta kalemlerinin düzenlediği atölyelerden yazarlık dersleri aldım.
Yazma yolculuğuna yeni çıkan arkadaşlara tavsiyem; seçici okur olmaları ve nitelikli edebiyat eserlerini mutlaka okumaları olacaktır. Çağdaşları olan yazarları okumaları da çok önemli elbette, bunun için de iyi öykülere yer veren dergileri takip etmelerinin önemli olduğunu söyleyebilirim.
Yaşanmışlıklar, gözlemlediklerimiz, iç dünyamız yazdıklarımızın bel kemiği olsa da sizin yazarken ilham kaynaklarınız, hikâyelerinizin temelini oluşturan unsurlar nelerdir?
Her gün düzenli olarak iyi yazarların kaleminden çıkmış nitelikli eserleri okumaya devam ediyorum. Öykülerime en büyük katkıyı izlediğim filmlerden aldığımı söylemeliyim. Filmlerdeki sinematografik anlatı benim kalemimde de bir kamera gözü oluşturmamı sağladı bence. Filmin hangi sahneyle açıldığına, çatışmaları nasıl sahnelediklerine özellikle dikkat ederim. Okuduğum kitaptaki ya da izlediğim filmdeki beni kendi hikâyeme götüreceğini düşündüğüm bir fikri ya da bir sahneyi mutlaka not alırım. O notlardan bazılarının hemen olmasa da aylar sonra öyküye dönüşmesi karşısında her seferinde şaşırıyorum.
Yazım süreciniz belirli bir disiplin veya ritüel çerçevesinde mi ilerliyor? Yazar tıkanıklığını aşmak için benimsediğiniz özel yöntemler var mı?
Herhangi bir çalışma ritüelim yok. Her şartta ve her yerde yazabilirim. Zinciri koparmamaya çalışıyorum sadece. Bazen daha az bazen daha çok ama çalışma zincirini koparmadan okumaya ve yazmaya devam ediyorum. Hayatın getirdiği şartlara göre esneyerek hareket etmeyi seçen bir insanım. Yazamamak da yazmak demek bana göre. Profesyonel yazma yolculuğuna çıkmaya karar verdiğimde bu işi severek ve eğlenerek yapacağım diye kendime söz verdim, öyle de yapıyorum. O an yazamıyorsam, ısrarcı olmayı bırakır kitap okur ya da film izlerim. Her masa başına oturduğumda kendime yeniden şans veririm. Böylece yazar tıkanıklığı denen şeyi yaşatmıyorum kendime, en azından bu ruh halini benimsemiyorum.
Kitabınızın genel teması nedir? Temayı oluştururken bilinçli bir şekilde mi hareket ettiniz yoksa yazım sürecinde kendiliğinden mi ortaya çıktı?
2023’te İnebolu Kültür ve Sanat Derneği’nin düzenlediği 3. Oğuz Atay Öykü Ödülü’nde “Tahta Bacaklı At” öyküm seçkiye girdi. Aynı yıl, “Sağır Boşluk” isimli öyküm Nilüfer Kütüphane’nin düzenlediği “2023 Yılın Yazarı Tomris Uyar” projesi kapsamında yayınlanan “Tomris Uyar Öykü Ödülü Seçkisi”nde yer almaya değer görüldü. Bu iki ödül elimdeki öyküleri bir dosya içinde toplama ve kitaplaştırma cesareti verdi. Öykülerimin ortak bir teması yok. On üç öyküden oluşan kitabımda insanın peşini hiçbir zaman bırakmayan çocukluk travmalarının vakti zamanı geldiğinde bir şekilde gün yüzüne çıktığı anları, insan hallerini, ilişkilerdeki çatışmaları ve çıkmazları konu edindiğim öykülerimi zaman zaman gerçekçi, zaman zaman da ironik bir dille aktarmaya çalıştım. Aynı zamanda kitap bütünlüğü içinde postmodern öykülere de yer verdim. Öykü konularımı işleme şeklimin özgün olduğuna inanıyorum.
Kitabınızı okuyan birinin aklında en çok hangi soruların veya duyguların kalmasını isterdiniz?
Elimde sihirli bir değnek olsa; insanların bir davranışta bulunmadan, bir söz söylemeden önce bir anlığına durup düşünmelerini dilerdim. Bütün insani sorunların temelinde düşünmeden dürtüsellikle hareket etmek yatıyor bence. Kitabımın, okurlarımı; “Ben ne yapıyorum? Bu yapacağım davranış, bu söyleyeceğim söz beni ya da bu ilişkiyi nereye götürür?” sorusunu kendilerine sorar hale getirmesini isterim.
Kitabınızı yazarken ve yayımlarken aldığınız en değerli tavsiye ne oldu?
Kim ne derse desin yazmaya ve kendine inanmaya devam et... Bu kendi kendime verdiğim değerli bir tavsiye.
Yeni dosya hazırlığınız var mı? İlk kitap tecrübesini yaşamış biri olarak, ikinci dosya hazırlığında mutlaka buna dikkat edeceğim dediğiniz başlıklar neler?
İkinci öykü dosyam hazır, bu da elimi rahatlatıyor. Üçüncü dosyamı bir roman olarak hazırlamak niyetindeyim. Hali hazırda tek bir cümleye indirdiğim bir fikir de oluştu zihnimde. Bunun için okumalar ve notlar almaya başladım. Süreç beni nereye götürecek merakı içindeyim.
Sorularımla okuyanların hem sizi daha iyi tanıması hem de kendi kafalarındaki soru işaretlerine bu yoldan geçmiş birinden cevap bulmalarını diledim. İkinci kitabınızı heves ile bekliyorum. Gönlünüze, kaleminize layık ömrünüz olsun. Teşekkürler.

Zeliha Tamer Uçar,
Tahta Bacaklı At,
116 Sayfa, Metinlerarası Kitap
Söyleşi: Ümit Yaban, 16.02.2026






.jpg)



