top of page
KENDİNİ SEVMEK

Ruhum, umudun avlusunda şakıyan ispinoz kuşları misali, tutmuş çınar ağacının yakasından baharın görkemli şarkısını söylüyor.


Diğer yandan şehri çiğ ve pus çoktan basmış. Yakıcı soğuğu kulaklarımda hissediyorum. Arabadayım; dört şeritli bir otoyolda işe yetişmeye çalışıyorum. Gökyüzü zincirlerinden kopmuş, paldır küldür yağıyor. Önceleri sağanak olan yağmur, şimdi daha sakin ve iri damlalar hâlinde akıyor. Cam sileceğini yavaş bir moda alıyorum. Her çalıştığında, çocukken yağmuru izlerken zamanın durduğunu sandığım anlar geliyor aklıma. Şimdi de zaman durmuş gibi. Tek fark, sıcak bir evde değil, sıkışık bir trafikte kalmış olmam. Yolda kalmış olmanın bir duygusu olsaydı, bu ne olurdu?
Radyoda yeni çıkan kitapları anons ediyorlar. Muhabirin sesi duyuluyor:

“Kendini Sevmek adlı kitap Türkiye’de büyük ilgi gördü. Yazarımız, kısa sürede onuncu baskıya ulaşmasının önemli bir ihtiyacı görünür kıldığını söylüyor. Detaylar birazdan Gerçek Radyo Kültür Sanat’ta.”


Sağ şeritte büyük bir patırtı kopuyor. İki adam tartışmaya başlıyor. Lüks arabanın sahibi camını açıyor:
“Sabah sabah benim başımı belaya sokma, hadi yürü git işine.”
Daha genç olan arabadan iniyor:
“Sen hep bela olsan ne yazar, ben sana şimdi gösteririm.”


Hangisinin daha haksız olduğuna karar veremiyorum. Gökyüzünde büyük bir ışık kırbacı patlıyor. Ardından yağmur, karla karışık bir sele dönüşüyor. Radyodaki yazarın sesi yeniden duyuluyor:
“Sizler çok kıymetlisiniz. Biricik altınlarsınız. Çöpün içinde olmak, değerinizi değiştirmez. Belki de ait 
olmadığınız bir yerdesiniz. Yerinizi değiştirmeyi hiç düşündünüz mü?”


Sesi pürüzsüzdü. Sanki hiç yanlış yerde uyanmamış biri gibiydi. Bunun mümkün olup olmadığını düşündüm. Telefonumun bildirim sesiyle irkildim. Mesaj, müdürümden gelmişti: “Bu hafta da yeterli satış olmazsa kariyerinle ilgili konuşmamız gerekebilir.”
O anda fark ettim. Yaratıcı fikirlerin içinde olmayı seviyorum, satışta değil. Yanlış yerde durunca, insanın kıymeti de yer değiştiriyor. Bu düşünce bana cesaret mi verdi, emin değilim.


Trafik açıldı. Herkes aceleyle yoluna devam etti. Ben, az ilerideki sapaktan döndüm. Direksiyonu denize çıkan yola kırdım. Yağmur hafifledi. Gökyüzü susar gibi oldu. Altın değiliz belki. Ama harcanacak şeyler de değiliz. Doğru yerde olmadığımı değil, artık yanlış yerde kalmak istemediğimi düşündüm. Ve başta sorduğum sorunun cevabı kendiliğinden geldi. Yolda kalmış olmanın duygusu, ait hissetmemenin
yarattığı tedirginlik ve mutsuzluktu. Artık ait hissetmediğim o yoldan çıktım yoldan çıkmanın hoyratlığını bedenimde şimdiden hissediyorum.
Oh be…
Dünya varmış.
Bunun bir cesaret sayılıp sayılmayacağını bilmiyorum.
Ama ruhum biraz hafifledi.

Yayına Hazırlayan: Süheyla Çağlar

  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle
  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle
ilk.jpg

© 2023 by HEAD OF THE CLASS.

PR / T 123.456.7890 / F 123.456.7899 / info@mysite.com

Hazırladığınız kitap incelemelerinizi, öykü-deneme türündeki yazılarınızı, edebiyat ve sanat odaklı dosya konularınızı romanoku.org@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

 

Tanıtım amaçlı kitap gönderimi ve reklamlarınız için de aynı kanallardan ulaşabilirsiniz.

  • Instagram
  • X
  • Facebook
  • Youtube
bottom of page